Küçük bir kız çocuğuydu içinde hayalleri barındıran her şeyden önce minik bir kız. Sözcükleri bile kendince sınırlı ama hayal dünyası bir o kadar geniş.

Yine hayaller kuruyordu o gün kendince oyun arkadaşları vardı hayalince yarattığı onlarla güzel bir güne hazırlık yapıyordu her zaman ki gibi kalktı saat 8i geçiyordu annesi çoktan işe gitmiş olmalıydı babası da öyle. Kalktı ilk önce onları bir kontrol etti evet gitmişti yine onun günlerinden biri başlıyordu. Önce banyoya gidip elini yüzünü yıkadı sonra giyindi işe hemen koyulmalıydı öğlen olmasına çok az bir zaman kalmıştı çıkıp oynamalıydı. Annesi her gün saat 12.30 da işten gelir Gülcan’ı uyandırır ona yemek hazırlardı onun bu kadar çok uyumasına aslında çok kızıyordu ama Gülcan içinden bu olaya çok gülüyordu çünkü onunla bir uyanıp evden kaçıyordu buda onun en sevdiği oyundu. Saat 9 u geçiyordu ve Gülcan hazırdı ayakkabılarını giydi bağcıklarını bağladı aynaya son bir kez baktı ufak tefek ama güzel bir kız çocuğuydu güzel olduğunun o zaman da farkındaydı uzun dalgalı açık kahverengi saçları vardı bal renginde gözlerini kocaman kırmızı dudakları tamamlıyordu yüzü tam orantılı ve düzgün hatlara sahipti. Vücudu o yaştaki bir kıza göre çok güzeldi kendine şöyle bir baktıktan sonra evet hazırım dedi. Anahtarlarını alıp kapıyı kapattı ve doğruca gizli arkadaşlarıyla buluştu bu arkadaşlarını kimse bilmemesi gerekiyordu çünkü bilinmemesi gerektiğini öğrenecek yaştaydı onlar diğer insanlara göre kötüydüler. Aileleri yoktu ama diğer arkadaşları gibi değildiler hep dışarıdaydılar yani özgürdüler hep özgür olmanın hayallerini kurardı Gülcan o günün geleceğini ve artık o da onlar gibi ailesine bağlı olmayacağı günün hayallerini. Aslında annesini çok seviyordu ama biraz fazla çalışıyordu, gereğinden fazla. En güzel gülümsemesi ile onlara doğru yaklaştı onlar da gülümsüyordu arkadaşlarını hiçbir şeye asla değişmeyeceğinin farkındaydı. Bugün de diğerleri gibi sanıyordu ama yanılmıştı çok planlı bir hayatı vardı kendine göre her şeyi ayarlamak zorundaydı çünkü yakalanma riskini göze alamazdı annesini üzmeyi hiç istemezdi. Hepsine selam verdi nasılsınız diye sordu iyiyiz dediler ama iyi olmadıklarını biliyordu dışarısı geceleri çok soğuk oluyordu Gülcan bile geceleri evde olmasına rağmen ince bir battaniye ile örtünüyordu burada yazları böyle geçerdi ve onların hala hayatta kalabilmelerine şaşırıyordu bunu onlara soramazdı çünkü sormamalıydı üzülmelerinden korkuyordu. İçlerinden en güzel olan kendinden biraz daha büyük Ali’ydi güzel mavi gözleri vardı yaşıtlarına göre uzun boyu ufak tefek kılları vardı yüzünde, sorduğunda büyüdükçe herkeste çıkacağını söylemişti ve kendisinde hiç böyle bir şey olmasını istemiyordu çünkü kötü görüneceklerdi ah tanrım bir kızda böylesine iğrenç şeyler onun için kabul edilemezdi. Anlaması için büyümesi gerekiyordu büyüyecekti bugünden sonra Mehmet oyun oynamayı teklif etmişti en sevdikleri oyun birbirlerine ilginç deneyimlerini anlatmaktı. Gülcan’ın yaşadığı öylesine büyük deneyimi yoktu çünkü onlara göre o bir ana kuzusuydu.

Ali başladı anlatmaya dün gece ilk defa bir şeye şahit olmuştu ve bir daha denemek için sabırsızlanıyordu. Ergenlik çağına girmiş bir delikanlıydı ama kimse ona bu derece önemli bir şeyden bahsetmemişti onlara anlatılanlar hep kötü tarafıydı hayatın. Anlatmaya başladı dün gece bir kızla birlikte olmuştu bütün detayları ile anlattı Gülcan o kadar hayretle dinliyordu ki anlatılanları bütün gücüyle anlamaya çalışmasına rağmen hiçbir şey anlamadı.
Ali’nin karşı konulamaz bütün arzusu Gülcan’ın hayatını değiştirecekti artık büyüyecekti.
Ali den hoşlandığını itiraf etmenin vakti idi fakat onun aklı bugün nedense hep başka bir yerdeydi. Beklemesi gerekecekti. Mustafa, deniz ve Mehmet’in sıkıcı aşk hikâyelerini dinledikten sonra saatini kontrol etti saat 12 ye geliyordu artık gitmeliydi. Ali ona seni eve bırakabilirim demişti inanamadı beklediği gün bu muydu? Hemen kabul edip yola koyuldular sokağın başına geldiğinde Gülcan teşekkür edip buradan sonra kendi gitmek istediğini eğer onu birisi görecek olursa bir daha onlarla görüşemeyeceğini söyledi. Aliye küçük bir öpücük verdi ve ayrıldı. Ali’nin içindeki o duygu uyanmıştı yanağına konan yumuşacık bir öpücük bütün hormonlarını harekete geçirmişti. Kızardı aklından binlerce açık seçik sahne geçti Gülcan’ı hemen altında yatığını ve zevkten yüzünün aldığı ifadeyi görmeye çalıştı sonra toparlandı olmamalıydı böyle bir şey, Gülcan onun kardeşiydi görüntüleri aklından sildi geriye dönüp gitti.

Annesi gelecekti acele etmeliydi kıyafetlerini çıkardı aynı şekilde yerine koydu pijamalarını giyip yatağıma girdi beş dakika kalmıştı gözlerini kapattı ve hayallere daldı evden gideceği günün üzerine düşler başladı akmaya gözlerinin önünden, gülümsedi. Annesi kapıyı açtığında bütün görüntüler gitmişti başucuna geldi hissedebiliyordu Gülcan diye seslendi, tepki vermedi önce tekrar seslendi Gülcan uykulu ses tonuyla cevap verdi hoş geldin anne. Hadi kalk artık elini yüzünü yıka sana bir şeyler hazırlamaya gidiyorum dedi, Gülcan gülümsedi hınzırca… O çoktan uyanmıştı. Elini yüzünü yıkadı ve mutfağa geçti her zamanki sahneler hep aynıydı içinde peynir olan küçük tost ve taze sıkılmış portakal suyu annesi ona iyi bakıyordu hakkını vermek gerekirdi. Kız yemeğini yedi annesi bulaşıkları yıkadı ve öpüştükten sonra annesi ona uslu durmasını ve yabancılara kapıyı açmamasını tembihledi sonra kapıyı kilitledi, arabasına bindi ve oradan uzaklaştı. Gülcan televizyon izlemeye karar verdi yazın yapılacak bir şey bulamıyordu sadece kanal değiştirdi gördüğü bir belgeseli izlemeye başladı ne kadar da sıkıcı bir gün diye düşündü bir kez daha annesinin hiç gelmemesini istiyordu onun için gün sabahtandı ve bitti. Artık gece bastırmış gibiydi ve sabah olmasına tam 18 saat vardı iç geçirdi ve izlemeye devam etti. Birden çok garip bir şey oldu kapı çalındı normalde kimse gelmezdi annesi paketleri ya da faturaları için hep iş adresini verirdi kapıya doğru yöneldi kim o diye sordu cevabı oldukça ilginçti ben Ali diye cevap vermişti çünkü ali olamazdı yakalanmayı göze alamazdı kesin önemli bir şey olmalıydı gülümsemesi ile kapıyı açtı ne oldu yoksa kötü bir şey mi diye sormaya kalmadan alinin en muhteşem haliyle karşısında gördüğünde hiçbir şey olmadığını anladı. Neden geldin diye sordu seni özledim dedi çocuk. Gerçekten özlemiş miydi öyleyse bugün bir mucize gerçekleşiyordu. Dışarı gelir misin diye merak ettim dedi neden dedi Gülcan göstermek istediğim muhteşem bir yer var dedi genç çocuk Gülcan heyecanla kabul etti Ali’ye sokağın başında beklemesini hemen hazırlanıp geleceğini söyledi Ali gülümseyerek oradan ayrıldı. Gülcan hemen giyindi dişlerini fırçaladı ve dışarı çıktı Ali’nin yanına geldi. Ali hadi bakalım gidiyoruz dedi Gülcan heyecanla Ali’yi takip etmeye başladı büyük bir kentte yaşıyordu fakat oturdukları yer pek büyük sayılmazdı ve oradan pek uzaklaşmazlardı. Evlerinden iki sokak ötede büyük bir cadde vardı. Caddeyi aştılar ve yeni sitelerin yapıldığı boş araziye geldiler binalardan biri bitmişti işçiler diğeri için çalışıyorlardı burası boştu. Yeni evim nasıl diye sordu Gülcan’a burası mı diye karşılık verdi şaşırarak evet dercesine kafasını salladı genç oğlan büyükçe bir minder bir battaniye ve de bir yastığı vardı Ali’nin burada nasıl uyuyorsun demek istedi ama sustu Ali, otursana dedi yumuşak ses tonuyla Gülcan hayır demedi minderin üzerine oturdular beraber saatlerce konuştular işçiler artık gitmeye başlamıştı hava geç kararıyordu bu yüzden gittiklerini anlayamadı sohbetleri her zamankinden daha eğlenceliydi birbirlerine şakalar yapıyorlardı ve delicesine kahkahalar atıyorlardı tanrım ne kadar güzellerdi sanki iki âşık gibi diye geçirdi içinden Gülcan saatine bakmak için koluna baktı fakat takmamıştı en büyük hatayı daha başında yapmıştı şimdi nasıl anlayacaktı saatin kaç olduğunu Ali’ye saat kaç diye sordu ali bilmediğini söyledi erkendir deyip teselli etmeye çalıştı ama içine bir kere bir kuşku düşmüştü kızın gidelim o zaman dedi aliye ali daha erken hem havanın kararmasına daha çok var kararınca gidersin olmaz mı dedi olamazdı bu davranışı annesi hiç affetmezdi babası geç geliyordu fakat annesi babasına söylerse neler olabileceğini düşünmek bile istemiyordu. Annesine bile birkaç defa çok kötü bağırdığını duymuştu kendisine de bağırırsa bu katlanılmaz olurdu ve bütün geceyi ağlayarak geçirmek istemiyordu. Ayağı kalktı gidelim dedi ama Ali sertçe çekip tekrar oturttu olduğu yere ne yapıyorsun diye sordu Ali’ye gitme dedi o kadar tatlı bakıyordu ki hayır bile diyemedi ama gitmesi gerekti bir şeyler ters gidiyordu saat muhtemelen beşti ve annesi yarım saat sonra gelecekti eve yetişmesi gerekiyordu çıkmadan annesine mutlaka haber verirdi ve bu sefer vermemişti o kadar acele etmişti ki saatini takmayı bile unutmuştu şimdi ne yapacaktı hemen bir şey düşünmeliydi Ali’yi ikna etmek için birkaç cümle daha kurdu ama işe yaramayacağını anladı her ısrarına karşın Ali şiddetle gitme kararını reddetmiş onu yanında kalması için ikna etmeye bile çalışmıştı hatta neden gidiyorsun ki gitmek zorunda değilsin özgür olabilirsin demişti işte can damarında kalbinde aklında bütün hücrelerinin ardında yatan tek kelime özgürlük. Güzel bir fikirdi ama annesini üzemezdi son bir hamleyle kalkmaya çalıştı ali sinirlenmişti hiçbir yere gitmiyorsun dedi Gülcan’a artık korkuyordu yanında geçirdiği güzel dakikalar sanki bir anda gitmişti sanki hayallerinin ortasında yanan mum ışığının birisi tarafından söndürülmesi gibi ali gibi. Önce kızı kendine doğru yaklaştı ses çıkarmamasını söyledi eğer konuşacak ya da bağıracak olursa ona zarar vereceğini ve bir daha eve geri dönemeyeceğini söyledi. Koşulsuz kabul etmek zorundaydı çünkü canının yanmasından korkuyordu. Önce kendi üstüdekileri çıkarmaya başladı Ali neler olup bittiğinin farkına varamıyordu filmlerde daha önce böyle şeyler görmüştü ama sonu hep mutluydu. Daha sonra Gülcan’ı soymaya başlamıştı Ali’nin kalp atışları kontrolden çıkmış gibi atıyordu her düğmeyi açışında daha da bir hızlanıyordu Ali’nin kalbi Gülcan korkuyordu korkuyu hep annesinin sabah evden çıkarken onu yakalamış ve daha sonra bin bir türlü azar işitmesi sanıyordu ama böyle bir şeye korku demek çok basitçeydi. Artık Gülcan’ın üzerinde sadece annesinin ona göğüslerinin şimdiden dik durması için dediği basit sutyen tarzı penye bir şey ve altında en sevdiği fareli iç çamaşırı vardı utanmıştı utancından Ali’nin yüzüne bile bakamıyordu ayna olsa kendine bile bakamayacağından adı gibi emindi. Kalanları da çıkardıktan sonra artık tamamen çırılçıplaktı ne yapacağını bilemeden sadece Ali’nin verdiği yumuşak talimatlara uyuyordu. Ali de bütün çamaşırlarını çıkarıp çırılçıplak kaldı gözlerini yumdu bunun sadece kötü bir kâbus olmasını diledi. Sonra Ali birden onu öpmeye başladı boynunu küçük göğüslerini göbeğini kasıklarını, kalçasına dokunuyor hızlı hızlı nefes alıp veriyordu Gülcan’ın hoşuna gitmiyordu. Tamamen sertleşmiş olan genç çocuk kendini tüm bedeniyle küçük kızın üzerine getirdi penisini Gülcan’ın küçük vajinasından içeriye sokmaya çalıştı ama çok dardı giremiyordu daha küçük bir kız olduğunu unutmuş, mantığıyla değil onu tümüyle ele geçiren hormonlarının inanılmaz etkileriyle davranıyordu. Çıldırmış gibiydi çok zorlayınca canı yandı bağırdı ve birden sustu aklına eğer ses çıkartacak olursan kötü şeyler yaparım dediğini hatırladı.

Categories: